24 Temmuz 2008

İnsanoğlu sonsuzluğu aklında canlandıramaz.ister soyut,ister somut kavramsal olarak hayaline sığdıramadığı her olguya kısaca “sonsuz” demekle yetinir.Örneğin ebediyet :nasıl tarif edilebilir?En yalın haliyle “sonu olmayan zaman akışı” denilebilir.Peki bu “sonu olmayan zaman akımı” akılda canlandırılabilir mi?Sonlu uzay boşluğunu hayalimize sığdırdığımızda, belki ebediyeti de sığdırabiliriz.ilk alıştırma için resme bakın.ANTARES E KADAR MAKETLER YARDIMCI OLABILIR BİZE.İŞTE MAKETTE EN ÇOK YER KAPLAYAN ANTARES BİLE UZAYDA BİR TOZ KÜTLESİ HÜKMÜNDE.KAİNAT YARATILDIĞI ANDAN İTİBAREN SANİYEDE 300.000 KM HIZA SAHİP BAZI YILDIZLARIN IŞIĞI DÜNYAMIZA ULAŞMAK İÇİN HALA YOLDALAR.iŞTE AKLIN SINIRLARINI PATLATIRCASINA ZORLAYAN BU SONSUZ HÜKÜM SONSUZ YARATICININ KUDRETİDİR….
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
24 Temmuz 2008

Firavunlaşan nefislere firavu’nun ibretlik vesikasıdır….
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
12 Haziran 2008

Hazırlanınız!Başka daimi bir memlekete gideceksiniz.Öyle bir memleket ki bu memeleket ona nispeten bir zindan hükmündedir…
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
06 Haziran 2008

Son günün..son saatin..son dakikan vakit tamam oldu.Ömür tükendi ey nefis..Dünyanın tüm mutlulukları,sıkıntıları,malı mülkü,makamı ,eğlencesi geride kaldı…Şu an mezarın kazıldı..yıkandın..kefene sarıldın..akrabaların eşin dostun başucunda ağlıyor…Keşke mümkün olsada kalkabilsem en azından son bir kez iki rekat namaz kılabilsem dediğini duyar gibiyim…
Ama ne çare iş iş ten geçti..BUGÜN İŞİM VAR, MORALIM BOZUK,SONRA KILARIM,YORGUNUM,MAÇTAN SONRA,AĞIRLIK ÇÖKTÜ…Bunları hep söyledin..Hiç geri kalmadın bunları demekten…Oturup saatlerce memleketi kahve köşelerinde kurtardın..Mahallenin en güzel kızını koluna takıp sosyetenin şerefli! mekanlarında boy gösterdin…jöleli saçlarla,bağrı açık kolalı gömleğinle,altın kaplama saatinle havanı attın…Fakiri,yoksulu,kimsesizi umursamaz şekilde görmezden geldin…Sana zaman fazlasıyla verilmişti…Ya bu an hiç gelmez dedin, ya da geldiği anı bir rüya kıvamında her an uyanıpta son verebilirsin diye düşündün…Noldu şimdi ailen,arkadaşların,eşin dostun yasını tutup birkaç ay sonra “ölenle ölünmez” deyip, hayatlarına kaldıkları yerden devam edecekler…Şimdi anladınmı tek sermayenin olası ALLAH’IN RAHMETİ olduğunu…Bitmenin tükenmenin bu olduğunu apaçık gördünmü…
Ey nefis işte bu durumda iken o ulaşamadığın iki rekat namazını,farz namazlarını,kaza namazlarını kalk kıl…Öyle kıl ki bir sonrakine yetişememe korkusuyla kıl..mahşer yerinde peygamberlerin bile tirtir titredikleri anda şefaat umutlarını hiçolmazsa kıldığın namazlarla daim eyle…
Kategori Kategorilenmemiş | 1 Yorum »
03 Haziran 2008

Hz. Peygamber’in (a.s.m.) hizmetçisi olan Rebia bin Ka’b, geceleri Peygamberimizle (a.s.m.) birlikte kalır, onun abdest suyunu hazırlar ve diğer isteklerini karşılardı. Bir gün Efendimiz ona:
– Benden bir şey iste, buyurdu.
O da bütün Müslümanların en büyük arzularından biri olan şu isteğini dile getirdi:
– Cennette seninle beraber olmak istiyorum.
Peygamber Efendimiz de ona:
– Başka bir isteğin yok mu, diye sordu.
– Hayır, yok. Sadece bunu istiyorum, dedi.
Bunun üzerine ona şöyle buyurdu:
– Öyleyse, sık sık secde ederek, kendi hesabına, bana yardımcı ol.
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
03 Haziran 2008
Sıkça sorulan sorulardan bir tanesi:Günde 5 vakit namaz gün içerisindeki iş yoğunluğunda oldukça zor.(HAŞA) Allah’ın kıldığımız namazlara ihtiyacı mı var?
CEVAP: Sonsuz kuderete sahip rabbimiz tabiki kıldığımız namazlara ihtiyacı yok.Diyelim ki doktora giden bir hasta doktordan perhiz yapmalısın önerisiyle karşılaştı.Eğer perhizi uygularsan iyileşirsin,yapmazsan durumun dahada fenalaşacak denildi.Bu durumda hasta diyebilirmi ki ben perhizi doktor dedi diye yapmak zorundayım? Doktor hastanın iyiliği için kesinlikle bu zorunluluğu şart koşmuştur diyebiliriz.Bu sadece sıradan bir doktor örneği, halbuki yüce yaratıcı faydaları için kılmamızı emrettiği namazları kılarsak;sonsuz rahmetiyle cennetide müjdelemektedir.Ayrıca namaz kılmak o kadar da zor bir amel değildir.Yıllarca namazlarından tek bir tanesini eda etmekten kaçınmamış kutlu insanlara müjdeler olsun…
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
02 Haziran 2008
Allahü teâlâ, sizi, beğendiği işleri yapmaya kavuştursun! İnsana önce îtikatını, îmanını düzeltmek lâzımdır. Bundan sonra, sâlih, yarar işleri yapmak lâzımdır. İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran yarar şey, namazdır. Peygamberimiz “aleyhissalâtü vesselâm”, (Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbette dînini yıkar) buyurdu. Namazı doğru dürüst kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin kötü şeyler yapmaktan korunmuş olur. Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde meâlen, (Doğru kılınan namaz, insanı fahşâdan ve münkerden herhâlde uzaklaştırır) buyuruldu. İnsanı kötülüklerden uzaklaştırmayan bir namaz, doğru namaz değildir. Görünüşte namazdır. Bununla berâber, doğrusunu yapıncaya kadar, görünüşü yapmayı elden bırakmamalıdır. Büyüklerimiz, (Bir şeyin hepsi yapılamazsa, hepsini de elden kaçırmamalıdır) buyurdu. Sonsuz ihsân sahibi olan Rabbimiz, görünüşü hakîkat olarak kabûl edebilir. [Böyle bozuk namaz kılacağına, hiç kılma dememelidir. Böyle bozuk kılacağına doğru kıl demelidir. Bu inceliği iyi anlamalıdır.]
Namazları cemaat ile ve huşû’ ve hudû’ ile kılmalıdır. Çünkü, insanı dünyada ve âhırette felaketlerden, sıkıntılardan kurtaracak ancak namazdır. Mü’minûn sûresi başındaki âyet-i kerimede meâlen, (Müminler herhâlde kurtulacaktır. Onlar, namazlarını huşû’ ile kılanlardır) buyuruldu.
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
22 Mayıs 2008
Evliyanin biri talebeleriyle beraber bir sohbetten dönerken, bir kabristanın yanından geçiyorlarmış. O veli zat bir kabri işaret ederek talebelere sormuş.
- “Şimdi su kabirde yatan sahış kalksa , sizce neler yapar?”
Talebeler en başta saşırmış ancak herkes kendine ait fikri beyan etmiş. Kimisi;
- “Devamlı namaz kılar” demiş , kimisi;
- “Devamlı oruç tutar ” demiş, kimisi;
- ”Bütün malvarlığını Allah yolunda sarfedip, sadaka verir” demiş, kimisi de;
- “Hemen hacca gider ve asla günahlara girmez” demiş… Talebelerin fikirleri hep bu minvaldeymiş. O veli zat tebessümle karşılık verip;
- “Elbette hepinizin dediği doğru, şu anda o kabirdeki kimse dirilse namazlarını, oruçlarını ve diğer ibadetlerini daha hassas şekilde yapmaya gayret eder.” ve devam etmiş “O Şahsın tekrar dirilme, buraya gelme imkanı yok, artık o kapı kapalı, fakat siz buradasınız ve kabre doğru gidiyorsunuz, yani sizin kabre gideceğiniz kat’i. O şahsın yapacağını söylediğiniz şeyleri şimdi siz neden yapmazsınız veya gevşek davranırsınız? ”
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
22 Mayıs 2008
“Dostların yanına eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmeye benzer. Cenab-ı Hakk, mahşer gününde, halka; “Kıyamet günü için ne armağan getirdiniz?” diye soracak. Sizi ilk yarattığımızda olduğu gibi, eli boş, azıksız olarak, tek başınıza muhtaç bir halde geldiniz.” diye buyuracak. “Haydi söyleyin kıyamet günü için, armağan olarak ne getirdiniz?” Yoksa, sizde dünyadan ahirete dönmek ve Allah’ın huzuruna çıkmak ümidi yok mu idi? Kur’an’ın kıyamet hakkındaki haberi, size boş mu görünmüştü?
Kıyamet gününü inkar etmiyorsan, o dostun kapısına böyle eli boş olarak nasıl ayak atıyorsun? Azıcık olsun, uykuyu, yemeyi içmeyi bırak da Hakk’la buluşacağın zaman için bir armağan hazırla… Ey Hakk âşıkı, geceleri az uyuyanlardan, seher vakitleri günahlarının bağışlanmasını isteyenlerden ol.
Ana rahmindeki çocuk gibi azıcık oyna, kımılda da sana, nûr gören duygular bağışlasınlar. Ana rahmine benzeyen, şu sıkıntılı, kasvetli, kederlerle dolu dünyadan dışarı çıkarsan, yer yüzünden daha geniş, daha ferah bir âleme çıkmış olursun. “Allah’ın yarattığı yeryüzü geniştir. Kulluk, ibadet edilecek yerleri çoktur.” demişlerdir ya, işte o geniş yer, peygamberlerin gitmiş oldukları yerdir; mânâ âlemidir. O geniş sahada, gönül daralmaz. Yaş ağacın dalı orada kurumaz.”
Kategori Kategorilenmemiş | Yorum Yok »
20 Mayıs 2008
Kategori Kategorilenmemiş | 1 Yorum »